:Seviyorum yazdım

Gözlerimin yaşlarına
Ağaçların başlarına
Kilometre taşlarına
“Seni Seviyorum! ..” yazdım.

Çiçek, kuş nakışlarına
Dağların bakışlarına
Suların akışlarına
“Seni Seviyorum! ..” yazdım.

Gelen geçen arabaya
Tanıdığa, akrabaya
Herkese; bayana, baya
“Seni Seviyorum! ..” yazdım.

Aldığın her nefesine
Gürültüye, kuş sesine
Her yere, inlercesine
“Seni Seviyorum! ..” yazdım.

Ellerine sorsan, söyler
Parmakların da hisseder
Direksiyon yemin eder
“Seni Seviyorum! ..” yazdım.

Ankara Haymana’sına
Gelinin kaynanasına
Bir bak, dikiz aynasına!
“Seni Seviyorum! ..” yazdım.

Dinle, esen rüzgar ne der?
Güneş, ay şahitlik eder
Yıldızlara birer birer
“Seni Seviyorum! ..” yazdım.

Ülkenin diyarlarına
Tepelere, yarlarına
Tüm araba farlarına
“Seni Seviyorum! ..” yazdım.

Trafik levhalarına
Kullanım sahalarına
Gönlümün vahalarına
“Seni Seviyorum! ..” yazdım.

Arabanın camlarına
Ormanların çamlarına
Tüm evlerin damlarına
“Seni Seviyorum! ..” yazdım.

Damlayan alın terine
Kirpiğine, gözlerine
Sevgisizliğin yerine
“Seni Seviyorum! ..” yazdım.

Dilimin her hecesine
Ömrümün her gecesine
Yaşamak bilmecesine
“Seni Seviyorum! ..” yazdım.

Onur ve aşkı duyarak
Mesajları okuyarak
Gel, gel yollardan kayarak! ..
“Seni Seviyorum! ..” yazdım
“Sensiz Ölüyorum! ..” yazdım.

Seni çocukça seviyorum…

Seni çok seviyorum
”Ne kadar seviyorsun? ”
Kocaman işte!
Seni kocaman seviyorum
Hani babamın bıyıkları varya
Hani babam herkesi dövebilirya
Hani babam kocamanya
Seni babam kadar, kocaman seviyorum.

Bir çikolatalı pastayı
Annemin yaptığı elmalı keki
Birde seni seviyorum
Hatta seni;
Hani oyuncak kedimi çok seviyorum ya!
Ha! İşte seni de öyle seviyorum
Belki sabah ve akşam annemin zorla içirdiği sütü sevmiyorum
Neymiş?
”Hemen büyüyecekmişim, kemiklerim gelişecekmiş, güpgüçlü olacakmışım”
Ama seni kocaman seviyorum
Uzaktan kumandalı arabamı çok seviyorum
Hani kırılınca nasıl ağlamıştım
Senide seviyorum
Dua ediyorum ya elimi açıp
”Allah’ım annem, babam hiç ölmesin, hep birlikte olalım, paramızda hep olsun”
Diyorum ya
Seni de seviyorum
Annemi, babamı seviyorum
Seni de çocuk masumiyetiyle
Kocaman seviyorum….

facebook şeysi;)

Mustafa Yasir Arslan'ın Facebook profili

sen ve siz

Dün hocama “sen” diye hitap ettim.Kadın az kalsın topuğuyla kafamı ezecekti,yav arkadaş anlamıyorum “siz”diye bi kavram nasıl nezaket kavramı olur ya anasını satıyım sanki karşında yüz kişi var da onlara siz diyormuş gibi oluyor”hocam siz kaç yaşındasınız?” diye sorduğumda hoca:”46 yaşındayım diyor” ama pekala ben siz dedim çoğul kullandım.

Bloğumdan tüm öğretmenlere sesleniyorum siz kavramını lügatimizden kaldırın yaa -çoğul kullanım dışında-Bir hatip sana “sizé diye mi hitap etse konuşmadan etkilenirsin yoksa “sen,dostum,arkadaşım” diye mi?

Ha bi de eğer nezaket ise “siz” deme(n)k  en büyük nezaketi Allah’a karşı göstermen lazım ki ben daha “Allah’ımız bana iyilik güzellik ihsan eyleseniz ne güzel olmaz mı?” diye dua edeni görmedim…

yani söylüyorum “siz kelimesini, sadece çoğul şeklde kullansak insanlar arasındaki bağ gelişebilir bu konuda ilkj olarak sana güveniyorum genç arkadaş hadi göreyim seni…

BÜLBÜLÜN AŞKI HAKKINDA BİLİNDİK DIŞI BİKAÇ ŞEY…

Arkadaş kimse ban katıl(a)maz  görüşlerim konusunda ama sen belki dinlersin beni:

Şu bizim bülbül var ya o tam bi salak kardeşim gitmiş her sabah güle şarkı söylemiş ondan vazgeçmemiş

Gülümüzona gülüvermemiş salak bülbül devam etmiş ötmeye haa ne olmuş iki kanadı kanda bile olsa ötmüş ötmüş ötmüş…

o salak aşığım deyip ötmüş ama güller onu takmamış ama bu arada karga ne yapmış kendisini zekiliğiyle kanıtlamış,kartal göklerin efendisi olmuş…

Bülbül ise sünepe sünepe ötmüşaşkı bi işe yaramamış…

yani demek istediğim şey;aşık olacaksanız bunun size faydası olsun bana bak mesela süper şiirler çıkıyor artık kalemimden süper yazılar yazıyorum klavyemden;) bunlar için o gülyüzlüye teşekkür ediyorum

yolun sonu…

Birsabah bir çığlık kopacak..
Bu çığlık seni ve herkesi uyandıracak…
Kalkıp bakacaksın bu çığlık nereden diye…
Bizim evden geldiğini anlayacaksın
Sen hala şaşkınlığını atamadığın anda
Bir sela çınlayacak o ıssız sokakta..
Benim öldüğümü söyliyecekler sana…
Birden inanamak istemeyeceksin o anda
Kooşup geleceksin yanıma
Gördüklerine inanamayacaksın..
Beni sarmışlar beyaz bir çarşafa..
Bir araba gelip duracak kapımda..
Bir hoca dua edecek başucumda..
Derken tabutuma koymak isteyecekler kefenimi
Yaşlar süzülecek o gamzeli yanaklarından…
Yalvaran gözlerle bakacaksın onlara
Dokunmayın!! diyeceksin ne olur
Ben onu tabuta koyarım diyeceksin..
Ellerin varmayacak beni koymaya..
Sonra koyacaksın beni o uzun sandığa…
Ve onlara beni sevmiş olduğunu söyleyeceksin…
Sonra cansız bedenime dönüp
“Yalan değil bak sana geldim”
İşte benim aylarca çektiğimi
Sen bir anda çekeceksin…!!!

her insanın aşkı ve isyanı kadardır yüreği>yasirarslan<

Yüreği kanayan bir öykü yazacağım senin için. İçinde öfke olacak, hırçınlık, düş kırıklığı belki; ama asla ihanet olmayacak! Gözlerim yangınları harlayınca anla ki bu şehri tutan, güzel kılan ne varsa teninin sıcaklığında buharlaşacak. İki melek düşle şimdi, iki melek babil önünde, sus, dinle, yürü ve gir öylece merhametin koynuna…
Şakaklarıma kan yürüdü ve suretin düştü geceme.
-Kör karanlığa savurduğum kördüğüm çığlıklar gibisin-
Yüzüm eskiyor bakışlarında ve iğrenç bir leş gibi sığınıyorum kollarına. Senden bana ayrıntılar kalacaksa, suskun yanlarımla dokunacağım eşgaline umarsız bir kelebek gibi. Titreyen ruhlara sunak olsun diye gözbebeklerini emanetime verirsin belki…
Dudaklarında ıslanan bir bahar düşle şimdi, vur kendini kerbelâ yangınına ve ağla… Bir ülke düşün, zambakların yarını tutuştururken esrik türküleriyle, ceset doğuyor esmer gökyüzü. Sesim titriyor ve göğüs kafesinden sızan aydınlığa dokunurken…

/Her insanın aşkı ve isyanı kadardır yüreği/
konuşurken çarmıha gerilmiş sözcükler kullanan, mahrem soluğu sürgün acılarımın; Bütün kuşkuların sende buldu anlamını, bütün acılarım… Dokunsan ağlarım, dokunsam taşınmaz yüreğim. -içime sızan bir işçinin teri gibi öğret bana nasıl gülünür yumrukları sıkılı ya da gözleri kan çanağı?
Hak etmek için ayrılığı, önce yüreğimi nişanladım yüreğine… Ne yüreğini, ne bileğini alıştırma zincire… Alışmak intihardır, adı sevmek olsa bile…
Giyotin bakışlı kadın! Mecburuz bir ağıt gibi yaşamaya… Suya benzeyecek yüzün, soluksuz ağlarken her karşılaşmada…

/sustuk ve ne kadar az güler olduk…/